Bölüm:1 “Cennet… Gözümüzle Göremediğimiz, Kalbimizle Özlediğimiz Yer”

Bazen gece yatarken, bazen de kalabalığın içinde bir an durup iç çektiğimizde hep aynı şeyi hayal ederiz: Gerçek bir huzur. Bitmeyen bir mutluluk. Hiçbir şeyin eksik olmadığı, hiçbir gözyaşının akmadığı bir yer.

İşte Kur’an’ın bize defalarca anlattığı cennet tam da budur.

“Orada ne boş bir söz işitirler, ne de günaha sokan bir laf. Sadece “selam, selam” diye bir söz işitirler.” (Vâkıa, 25-26)

Düşünsene… Bir kelime bile incitmiyor insanı. Kimse kimseye üstten bakmıyor, kimse kıskanmıyor, kimse yorulmuyor, kimse yaşlanmıyor. Sadece “selam”… Sonsuz bir selamlaşma, sonsuz bir barış.

Cennet Nasıldır? Kur’an’ın Bize Sunduğu Resimler

Kur’an cenneti anlatırken genellikle bizim anlayabileceğimiz benzetmeler kullanır. Çünkü aklımız henüz o nimetlerin gerçek mahiyetini kavramaya yetmiyor.

  • Altından ırmaklar akan bahçeler
  • Asla bozulmayan meyveler
  • Ne güneşe çarpma, ne de dondurucu soğuk
  • Eşler, dostlar, tertemiz bir hayat
  • Ve en önemlisi: Allah’ın rızası ve O’nu görmek

“Orada nefislerin arzuladığı, gözlerin lezzet aldığı her şey onlarındır. Ve orada ebedî kalıcıdırlar.” (Zuhruf, 71)

Bir hadiste Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Cennette öyle nimetler vardır ki, ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de insan kalbine gelmiştir.” (Buhârî, Müslim)

Yani biz ne kadar hayal edersek edelim, yine de eksik kalıyor. Çünkü cennet, bizim şu anki algı sınırlarımızın çok ötesinde.

Peki Cennet Bizi Neden Bu Kadar Çekiyor?

Çünkü dünya eksik bir yer. Sevdiğimiz insanlar gidiyor. Sağlık bozuluyor. Emeklerimiz boşa çıkabiliyor. Ama cennette hiçbir şey boşa gitmiyor. Her iyilik, her sabır, her güzel ahlak katlanarak geri dönüyor.

Cennet hayali, aslında bize şunu söylüyor: “Dayan. Sabret. Güzel davran. Çünkü her şeyin bir karşılığı var ve o karşılık hayal bile edemeyeceğin kadar büyük.”

Cennete Girmek İçin Ne Yapmalı?

Kur’an’ın cevabı çok net:

  1. İman etmek ve salih amel işlemek
  2. Tövbe etmek, istiğfar çekmek
  3. İnsanlara karşı güzel ahlak göstermek
  4. Namaz, oruç, zekât, sadaka gibi ibadetleri ihmal etmemek
  5. Sabır ve şükür halini terk etmemek

“Rabbinizin mağfiretine ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, Allah’a ve Resulüne iman edenler için hazırlanmış bulunan cennete koşun.” (Âl-i İmrân, 133)

Son Söz Yerine

Belki şu an hayat çok zor geliyor. Belki gözyaşların eksik olmuyor. Ama unutma: Bu dünya bir sınav salonu, cennet ise mezuniyet sonrası bahçe.

O bahçeye girebilmek için elimizden geleni yapalım. Çünkü bir gün gerçekten orada olacağız… Ve o gün “Keşke daha çok çalışsaydım” dememek için bugün biraz daha çaba gösterelim.

Sen ne dersin? Cennet gerçekten var mı yukarıda yazdıklarım doğru mu yoksa dindar bir insanın duymak istediklerini mi yazdım bir de farklı bir açıdan yorumylayalım yazıyı aşağı doğru okumaya devam et…

Bölüm: 2 “Cenneti Hayal Etmek – Ve Ondan Daha Güzelini Dünyada Bulmak”

İnsanlık binlerce yıldır “mükemmel bir yer” hayal ediyor. Adına cennet, nirvana, Şambala, Elysion, Valhalla, ütopya, post-kapitalist özgürlük alanı… ne dersek diyelim. Hepsinin ortak noktası şu: Şu anki hayatın bütün acıları, eksiklikleri, adaletsizlikleri orada yok.

Peki ya bu hayalin kendisi bir tuzaksa? Ya “kusursuz mutluluk” vaadi, bizi tam da şu anda var olan güzel şeyleri görmezden gelmeye, küçümsemeye, değersizleştirmeye mi itiyorsa?

1. Cennet tasavvuru neden bu kadar güçlü?

Çünkü acı çekiyoruz.

  • Sevdiklerimizi kaybediyoruz
  • Vücudumuz yaşlanıyor, ağrıyor, bozuluyor
  • Zaman geri gelmiyor
  • Adaletsizlik çok sık kazanıyor
  • Çoğu insan çok az sevgi, çok az güven, çok az özgürlük içinde yaşıyor

Bu acılar o kadar evrensel ki, “bir gün hepsi bitecek ve tam tersi yaşanacak” fikri inanılmaz rahatlatıcı geliyor. Ama bu rahatlama, aynı zamanda bir uyuşturucu gibi de işliyor olabilir: “Burası zaten berbat, o yüzden burayı düzeltmeye çalışmak yerine öbür tarafı bekleyeyim.”

2. Hayal edilen cennetin en büyük açmazları

  • Sonsuzluk sorunu: Sonsuza kadar aynı şeyleri yaşamak gerçekten arzu edilir mi? Çoğu insan birkaç haftalık tatilden bile sıkılıyor.
  • Çelişki sorunu: Acı, kayıp, mücadele olmasa “mutluluk” neye göre tanımlanır? Karşıtlık olmadan tatmin mümkün mü?
  • Kimlik sorunu: Eğer “ben” denen şey tamamen değişirse (hastalık, yaşlılık, eksiklik yoksa), geriye gerçekten “ben” kalır mı?

3. Ya dünyada cennetten daha iyi şeyler varsa?

Bazı anlar var ki, birçok insanın tarif ettiği “cennet”ten daha yoğun, daha gerçek, daha canlı geliyor:

  • Birinin seni gerçekten, hiçbir karşılık beklemeden sevmesi
  • Bir eserin, bir müziğin, bir kitabın içinde kendinden geçmek
  • Sabahın çok erken saatinde, kimsenin olmadığı bir doğa parçasında sadece nefes almak
  • Bir çocuğun ilk defa “seni seviyorum” demesi
  • Uzun bir hastalıktan sonra yeniden sağlıklı uyanmak
  • Çok sevdiğin bir insanla, kelimelere gerek kalmadan aynı şeyi aynı anda hissetmek

Bu anlar “sonsuz” değil. Kırılgan, geçici, nadirler. Ama belki de tam bu yüzden bu kadar kıymetliler.

4. Cennet vaadi bizi neyden alıkoyuyor olabilir?

Eğer mükemmeliyet sadece “ötede” varsa, bugünü düzeltmek, bugünü daha yaşanılır kılmak, bugünde adalet ve sevgi yaratmak biraz anlamsızlaşmıyor mu? Belki de en büyük tuzak şu: Cenneti beklerken, dünyada küçük cennetler yaratmayı unutuyoruz.

Son yerine birkaç soru

  • Senin için “cennet” olsa olsa nasıl bir yer olurdu?
  • O hayal ettiğin yerde gerçekten sonsuza kadar kalmak ister miydin?
  • Şu anda, dünyada, “keşke cennette olsa” dediğin şeylerden hangisi aslında burada da mümkün?
  • Acaba en çok özlediğimiz şey “kusursuzluk” mu, yoksa “anlam” mı?

Belki de mesele cenneti bulmak değil. Belki mesele, cenneti ararken geçtiğimiz yolda, fark etmeden bazı cennet parçalarını zaten yaşamış olmaktır.

Cennet diye mükemmel bir olguyu yaratanların bahsetmediği benim yazmak istediğim birkaç madde daha var örneğin cennette olmayan ama dünyada olan mükemmel şeyler var onu sıralamak istiyorum..

Gerçek bir risk alarak bir şey başarmak (Cennette her şey garanti ve hazır olduğu için zafer duygusu bu kadar yoğun olmaz.)

Uzun bir ayrılıktan sonra sevdiğin insanı tekrar kucaklamak (Cennette ayrılık olmadığı için bu tür özlem ve kavuşma sevinci yaşanmaz.)

Birinin seni gerçekten, hiçbir beklenti olmadan sevmesi (Cennette herkesin birbirini sevmesi “zorunlu” ve kusursuzdur, oysa dünyada bu sevgiyi kazanmak çok nadir ve çok kıymetlidir.)

Sabahın köründe uyanıp kimsenin olmadığı bir sahilde denize girmek (O anın geçiciliği, yalnızlığın tadı, soğuk suyun şoku, gün doğumunun renkleri… Cennette bu tür “kırılgan güzellik” yoktur.)

Bir hastalığı atlatıp yeniden sağlıklı nefes almak (Cennette hastalık olmadığı için “iyileşme sevinci” diye bir duygu yoktur.)

Bir şarkıyı, kitabı ya da filmi ilk defa dinlemek/okumak/izlemek (Cennette her şeyi zaten biliyor olacağın için “ilk defa keşfetme” heyecanı kaybolur.)

Çok sevdiğin birine sarılıp ağlamak (Hem acı hem sevgi aynı anda, aynı bedende. Cennette bu karmaşa ve yoğunluk yok.)

Birinin senin için fedakârlık yapması (Cennette fedakârlığa gerek olmadığı için bu tür derin bağlılık ve minnet duygusu oluşmaz.)

Zor bir günden sonra yatağa uzanıp “bugünü atlattım” hissi (Cennette zor gün yoktur, dolayısıyla bu zafer duygusu da yoktur.)

Bir çocuğun elini tutup onun gözünden dünyayı ilk defa görmek (Masumiyetin, şaşkınlığın, öğrenmenin büyüsü… Cennette bu tür “yeni başlayan” bakış açısı kaybolur.)

Gece yarısı bir arkadaşla saatlerce dertleşmek (O anın samimiyeti, kırılganlığı, zamanın durmuş gibi hissettirmesi… Cennette bu tür “insani” sohbetler olmaz.)

Bir şeyi çok istemek ve sonunda elde etmek (Bekleyiş, çaba, hayal kırıklığı ve nihayet zafer… Cennette istekler anında karşılandığı için bu süreç yok.)

Güneş batarken birinin omzuna başını koyup sessizce durmak (Gün bitiyor hissi, geçicilik, birlikte olma sıcaklığı… Cennette “son” olmadığı için bu hüzünlü huzur da yok.)

Birinin senin hatırına kendi rahatından vazgeçmesi (Gerçek sevgi ve özveri… Cennette kimse vazgeçmek zorunda kalmaz.)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hoşgeldiniz


Merak eden, araştıran ve öğrenmekten vazgeçmeyenler için buradayız! Blog.CodeMax.org’da kişisel gelişimden tarihe, ekonomiden mutfak kültürüne kadar birçok farklı konuda derinlemesine içerikler bulabilirsiniz. Amacımız, bilgiyle büyümek ve okuyucularımıza yeni perspektifler sunmak.

Bölümleri keşfedin